04/08/2021

Op.Dr.Bülent Karakaya 
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı 

Toplumun yaklaşık yüzde 90’ı hayatlarının  bir döneminde en az bir kez bel ağrısı yaşıyor. Bunların yüzde 85-90’ı yalnızca istirahat ederek kendiliğinden düzelebiliyor. Geriye kalan yüzde 10-15 oranındaki hasta ise fizik tedavi ya da cerrahi gibi ileri tedavi yöntemleri gerektirebiliyor.

Belde yaşanan her ağrı, bel fıtığı değildir.

Omurlar arasında disk adlı kıkırdaklar yer alır ve bunların bulundukları yerden çıkması ve yakınlarından geçen sinirleri sıkıştırması bel fıtığı olarak tanımlanır. Yani belde yaşanan her ağrı, bel fıtığı değildir.Yalnızca bacağa gelen sinirin disk tarafından sıkışmış olması bel fıtığını işaret eder. Bu sıkışmanın yerine, miktarına ve süresine göre hastalarda his veya kuvvet kaybına kadar değişiklik gösteren şikayetler de görülebilir..

Her fıtık ameliyat gerektirmez.

Halk arasında tedavi süreci kadar ameliyat ve ameliyat sonrası döneme ilişkinde farklı görüşler mevcut. Öyle ki bu hatalı bilgiler nedeniyle hastalar, ameliyat konusunda ciddi korku ve endişe duyabiliyor. Ancak her hasta ameliyat gerektirmiyor. Çünkü bel fıtıkları, omurilik ve sinir köküne ileri düzeyde bası yapmıyorsa ilaç tedavisi, fizik tedavi ve bel egzersizleri gibi değişik  yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Hatta hastaların yaklaşık yüzde 95’i bu yöntemler ile iyileşebiliyor. Hastaların bir kısmı ise, ameliyatın bel fıtığı veya omurga kireçlenmelerinde son çare olduğunu düşünüyor. Ancak bunun aksine, bazı durumlarda ameliyat ilk ve tek seçenek olabiliyor. Özellikle uzun süre devam eden şiddetli ağrı, ayaklarda kuvvet kaybı ve idrar kaçırma gibi şikayetler yaşanıyorsa ameliyat tercih edilebiliyor. Toplum içinde bel fıtığının ameliyattan sonra tekrarlama riskinin çok yüksek olduğuna inanılır. Oysa ameliyat sonrası istirahat süresine uyulan hastalarda,  düzenli egzersizlerle birlikte doğru oturup kalkma eğitimleri verildiğinde, hastalığın yeniden nüks etme oranı yüzde 5’in altına düşmektedir.

Bel fıtığının belirtileri nelerdir?

Genellikle tek taraflı bacak ağrısı şikayetiyle ortaya çıkan bel fıtığında erken teşhis normal yaşama kısa sürede dönebilmek açısından çok önemlidir.Bunun yanı sıra  ağrı uyuşma ile beraber olabilmekte ve ağrının yayıldığı bacakta kuvvet kaybı görülmektedir. Eğer bası ilerlerse veya uzun süre kalırsa sinir görevini yapamaz duruma hale gelir ve adalelerde felç başlar, yürüme güçlüğü ve dengesizlik oluşur. Bunlarla birlikte hasta idrarını ve dışkısını tutamaz hale gelebilmektedir.
Her bel ve bacak ağrısı fıtık anlamına gelmemektedir. Hayat kalitesini olumsuz etkileyen omurga eklemlerindeki sorunlar çeşitli nedenlere bağlı oluşabilmektedir.  Tanı ve tedavi için  fiziksel muayenenin önemi büyüktür. Kesin teşhis koyabilmek için MR çektirilir. Bugün bütün dünyada geçerli olan tedavi yöntemi mikro cerrahi tekniğidir .                            

Bu operasyonda cerrahiye bağlı kan kaybı, enfeksiyon riski azdır. Özellikle yaşlı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıkları olan hastalarda da ameliyat sonrası iyileşme süresinin çok kısa olması nedeniyle büyük bir avantaj sağlamaktadır.